”Türkiye’deki çöpte plastik poşet oranı binde 4”

”Çevrenin korunması güçlü atık yönetimi sistemi ve geri dönüşüm kültürü geliştirmek ile mümkün”

11 Ocak 2019
Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) ücretli poşet uygulamasına yönelik yeni bir açıklama yayınladı.
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu tarafından yapılan açıklamada plastik torbaların Türkiye’deki çöpün sadece binde 4’lük kısmını oluşturduğuna dikkat çekilirken, çevrenin korunmasının yasaklar ve ek vergiler getirmek yerine güçlü bir atık yönetimi sistemi ve geri dönüşüm kültürü geliştirmek ile mümkün olduğuna vurgu yapıldı.
Açıklamada şu bilgiler paylaşıldı;
1- Plastik Torbalar Türkiye’deki çöpün sadece binde 4’ünü oluşturuyor. Türkiye’nin toplam çöpünün bir belediye otobüsü büyüklüğünde olduğunu varsayarsak plastik poşetler çocukların kullandığı akülü arabadan bile daha az yer kaplıyor.
2- Yüzde 100 geri dönüştürülebilen plastik torbalar, tamamen Türkiye’de üretiliyor. Yurtdışından ithal edilmediği için döviz kaybına da sebep olmayan plastik torbalar bu özelliği ile de ön plana çıkıyor.
3- Türk halkı market poşetlerini doğaya atmıyor, büyük çoğunluk çöp poşeti olarak kullanıyordu. Böylece birden fazla kez kullanılmış oluyordu. Ücretli poşet uygulaması doğaya poşet bırakan azınlık kesim yerine toptancı bir yaklaşımla poşetini doğaya bırakmayanları da cezalandırmış oluyor.
4- Geri dönüşüme kazandırılan plastik poşetler çocuk oyun alanları, inşaat malzemeleri ve yeni plastik torba üretiminde kullanılmaktadır. Bu noktada önemli olan tüketiciyi poşetleri bilinçli kullanmaya ve geri dönüşüme kazandırmaya teşvik etmektir.
5- Dünyanın en büyük 6. Avrupa’nın en büyük 2. plastik üreticisi konumunda bulunan plastik sektörümüzün önemli oranda geri dönüştürülmüş hammaddeye ihtiyacı var. 150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Bu ülkeler Türk plastik ürünlerini kaliteli ve sağlıklı olduğu için tercih ediyor. Üstelik ihracat yaptığımız ülkeler geri dönüştürülmüş plastik talep ediyorlar. Marketlere konulacak plastik poşet iade kutuları bir çözüm önerisi olarak ele alınmalıdır. Böylece iade edilen poşetler dönüştürülürken tüketiciler de eskiden olduğu gibi satın aldığı ürünleri güvenli ve ekonomik bir yöntemle taşımaya devam edebilecektir.
6- Plastik poşetlerin alternatifi olarak önerilen kağıt torbaların tüketimindeki artış daha çok ağaç kesilmesi demek. Bu da ormanlarımızın azalmasına sebep olarak çevreye ciddi zarar verilmesi anlamına geliyor.
7- “Plastik poşetler neden hayatımıza girdi” sorusunun yanıtını çabuk unuttuk. Bu tartışmalar sırasında hijyen ve sağlık boyutunu gözden kaçırıyoruz. Plastik poşetlere alternatif olarak önerilen bez torbalar ise belli bir kullanımdan sonra mikrop yuvasına dönerek sağlığı ciddi oranda tehdit edebiliyor. Örneğin; San Francisco’da plastik alışveriş poşetleri 2007 yılında yasaklamıştı. Ancak yasaktan 2 sene sonra yapılan araştırmalar (Jonathan Klick ve Joshua Wright) gıda kaynaklı hastalıklarda yüzde 46 artış olduğunu ortaya koydu. Bu artışın ana sebebi ise insanların defalarca kullanılan torbalarının içinden mikrop kapmasıydı. Yine Arizona Üniversitesi’nde yapılan bir diğer araştırma defalarca kullanılan bez torbaların yüzde 50’sinde gıda kaynaklı salmonella ve yüzde 12’sinde koli basiline (E.Koli) rastlandığını ortaya çıkarmıştır.
8- Eskiden deterjanlarla gıdaları ayrı ayrı torbalara koyan tüketici şimdi aynı torbaya hepsine sıkıştırmak zorunda kalarak ayrı bir sağlık riskini de almış oluyor.
9- En az 121 kez kullanılmayan bez torbanın çevreye ve geri dönüşüme katkısı olmuyor ki çoğunlukla 121 kez kullanılmadan atılıyor.
10- Poşet buz dağının görünen kısmını oluşturuyor. Esasen odaklanması gereken konuyu atık yönetim sistemi ve geri dönüşüm oluşturuyor. Şu an Türkiye geri dönüşüm konusunda çok başarılı bir ülke ve dikkat çekici olan da geri dönüşüme en çok katkıyı sokak toplayıcıları yapıyor. Resmi geri dönüşüm rakamlarına girmeyen “Vahşi Toplama” oldukça yüksek çünkü bu atıklar değerli. Bazıları şov yaparken gerçek çevreciliği onlar yapıyor. Sokak toplayıcıların sisteme dâhil edilip sosyal haklarının verilmesi ve geri dönüşümün daha kaliteli bir noktaya gelmesi sağlanabilir. Eğitim ve bilinçlendirme yine olmazsa olmaz.