“İzmir Doğu Avrupa ve Orta Asya’nın rüzgar enerjisi üssü haline gelmeye başladı”

Sanayi Bakanı Mustafa Varank rüzgâr sanayisini desteklemeye devam edeceklerini söyledi

9 Aralık 2020

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank katıldığın TÜREK@home açılışında yaptığı konuşmada Türkiye rüzgâr enerjisi sanayisindeki gelişmeye vurgu yaparken, bunu çok daha ileriye götürecek adımlar atacaklarını kaydetti.

Son 8 senede yenilenebilir enerji yatırımları için 7 bine yakın yatırım teşvik belgesi düzenlediği, bu belgeler sayesinde 124 milyar TL’Lik yatırım yapılırken, 19 binden fazla istihdam yaratıldığı bilgisini verirken proje bazlı teşvik sisteminin katkısı ile de Ağustos ayında Ankara’da entegre güneş paneli fabrikası açıldığını hatırlattı.

Sanayi Bakanlığı olarak enerji teknolojilerinin üretimine yönelik Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin yürütülmesine de özel bir önem verdiklerini söyleyen Varank, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinde rüzgar ve hidrolik enerji odaklı Ar-Ge projeleri gerçekleştirildiğini söyledi.

Rüzgardan Üretilen Elektriksel Güç için İzleme ve Tahmin Sistemi Geliştirilmesi projesinin başarıyla tamamlandığını da hatırlatan Varank bu sistem sayesinde Türkiye’deki kurulu tüm rüzgar santrallerinde üretilen elektriksel güç izlenebildiğin, rüzgar hızı ve türbin çıkış güçleri hakkında hata oranının çok düşük olduğu tahminler yapılabildiğini kaydetti.

TÜBİTAK kanalıyla yürütülen diğer bir projenin Milli Rüzgar Enerjisi Sistemleri Geliştirilmesi ve Prototip Türbin Üretimi (MİLRES) olduğunu bu proje kapsamında 500 kilovat gücünde, çift beslemeli asenkron jeneratör TÜBİTAK tarafından tasarlandığını ve tüm prototip olarak üretildiğini söylerken bununla ilgili farklı projeleri olduğunu sözlerine ekledi.

Türkiye’nin rüzgar enerjisi sanayisi alanında uluslararası standartlardaki yüksek katma değerli ürünler üretilip, bunları General Electric, Vestas, Nordex gibi sektörün küresel devlerine satabilen firmalarının bulunduğunun kaydeden Mustafa Varank, İzmir ve çevresindeki rüzgâr enerjisi ekipmanların üretimi konusunda geniş bir ekosistem ve tedarik zinciri oluştuğunu ve İzmir’in Doğu Avrupa ve Orta Asya’nın rüzgar enerjisi üssü haline gelmeye başladığını bunda İzmir Kalkınma Ajansının da büyük ölçekli yurt dışı yatırımları İzmir’e çekilmesinde etkin bir rol oynadığını söyledi.

Rüzgâr türbinlerinde ürün bazında yüzde 80’lere 90’lara ulaşan yerlilik oranları yakalanmış olsa da türbinlerdeki toplam yerlilik oranının yüzde 60’lar seviyesinde olduğunu, bunu yükseltmeyi hedeflediklerinin de altını çizen Bakan Mustafa Varank sözlerini şu şekilde sürdürdü;

Henüz ülkemizde üretilmeyen sektörün değer zincirindeki diğer ekipmanların üretilmesi için gerekli adımları atacağız. Sektörün gelişme alanlarından birisi sizlerin de çok iyi bildiği gibi deniz üstü rüzgar türbinleri olacak. Hem karada hem deniz üstü rüzgar türbini ekipmanlarının üretiminde yurtiçi sanayimizi rekabetçi bir noktaya taşımayı hedefliyoruz. Kendi tasarladığımız ve ürettiğimiz türbin modelleri ile rakiplerine fark atabilecek seviyelere gelebiliriz. İnanın bu Türk sanayisi için bir hayal değil. Biliyorsunuz biz yerli sanayiyi geliştirmek için sanayi işbirliği projeleri yürütüyoruz. Bu konudaki ilk adımı da EÜAŞ Alaçatı Rüzgar Enerjisi Santrali için attık.

Yaklaşık 20 yıldır kullanımda olan 12 adet türbinden oluşan Alaçatı Rüzgar Enerjisi Santralini yerli ve milli imkanlarla yenileyip kapasitesini arttıracağız. Bu amaçla 2 adet yerli ve milli rüzgar türbini prototipinin geliştirilmesi planlanıyor. Tabii burada özellikle özel sektörün kabiliyetlerini de çok ciddi bir şekilde değerlendirip gündeme almamız lazım.

Ben sektördeki oyuncuları ziyaret ediyorum. Örneğin İstanbul’da 4 megavatlık jeneratörler üretilen, lisansla üretilen, üreten firmalarımız var. Bu firmalarımız benle görüştürdüklerinde 5 megavatlık modelleri kendi tasarımlarını yaptıklarını, bunu çok rahat bir şekilde üretebileceklerini söylüyorlar.

Dolayısıyla burada hem Enerji Bakanlığımızın hem Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın sıkı işbirliği içerisinde bu yerli kabiliyetleri kullanarak buradaki prototipleri geliştirilmesi ve çok hızlı bir şekilde adım atması gerekiyor.

Yine sektörün rekabetçiliğini koruyacak adımları da yoğunlaştırıyoruz. Bu noktada lojistik ihtiyaçlarının ne denli önemli olduğunun farkındayız.

İzmir’de halihazırda yapımı devam eden Çandarlı Limanı’nın tamamlanmasıyla liman otoban bağlantısı konusunda kritik bir eşik aşılmış olacak. Ama yine ben buradan sektöre duyuru yapmış olayım; Liman Sahası’nın arkasındaki bölgede bir özel endüstri bölgesi kurabiliriz. Burada özellikle özellikle rüzgar alanında çalışan firmalara yer tahsisi yapabiliriz. Biz bunu önemsiyoruz. Burada da sektörle özellikle beraber çalışmak istiyoruz.

Tabii dedik ki tüm dünyada sektör farklı alanlara gidiyor. Biz şu anda petrokimya alanında, fosil yakıtlar alanında birtakım ihtiyaçlarımızı karşılayacak yatırımlara odaklanmışken. Bir bakıyorsunuz dünyanın her tarafından hidrojen yatırımları ile ilgili haberler gelmeye başlıyor. Bu noktada da biz Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızla sıkı işbirliği içerisindeyiz.

Önümüzdeki dönemde özellikle çığır açıcı konularda yani hidrojen üretimiyle ilgili ya da yeni nesil nükleer santraller dediğimiz daha küçük, daha güvenli, çok daha rahat kurulumu yapılacak santrallerle ilgili biz bakanlığımızla ve ilgili paydaşlarla şu anda çalışıyoruz.

Bu konuda adım atmak istiyoruz. Çünkü geleceğin dünyasında enerjinin gittiği yerin şimdikinden çok çok farklı bir alan olduğunu görebiliyoruz. Buna göre de hazırlıklarımızı inşallah tamamlayacağız.