Avustralya’da güneş enerjisi
yatırım fırsatları

Müren Güler
15 Temmuz 2019

Hiç, gelişmiş ülkelerde enerji yatırımı fikrini değerlendirdiniz mi?

Eğer 15-20 yıl süreli çok yüksek alım garantili elektrik fiyatlarıyla ilgili bir beklentiniz varsa gelişmiş pazarlar sizin için doğru bir yatırım rotası olmayabilir. Ancak birçok farklı nedenden dolayı öngörülebilen ve gelişmiş ekonomilere yatırım yapmayı tercih eden, uzun dönem döviz getirisiyle portföyünü güçlendirmek ve bu pazarlarda stratejik olarak pozisyon alıp büyümek isteyen enerji yatırımcıları için gelişmiş ülkeler arasındaki en yüksek elektrik fiyatlarına sahip olan Avustralya’yı incelemesini tavsiye ederim.

Yenilenebilir enerji yatırımları özellikle Avrupa’da yüksek satın alma fiyatları ve devlet garantileri eşliğinde ivme kazanmıştı. Ancak, her hükümet değişikliğinde bu mekanizma ve anlaşmalar sorgulanır hale gelmiş ve iptali konusunda adımlar atılmıştı. Finanse edilmiş projelerin dahi elektrik satın alma anlaşmalarının tek taraflı revize edildiğine şahit olduk. İspanya örneği bütün enerji yatırımcılarına ciddi bir uyarıydı. Bulgaristan’ın %39’a varan tarife indirimlerini deneyimleyen birisi olarak finanse edilmiş projelerin nasıl batabileceği veya daha uygun bir anlatımla nasıl karsız hale gelebileceğine şahit oldum ve bu haksız uygulamaları mahkemede kazanan yatırımcıların daha sonra %20 yeşil vergi ile nasıl karşılaştıklarını tecrübe ettiğimde akıntıya karşı gitmenin iş yapan insanlar olarak bazen anlamlı olmadığını ve akıntının yönünü uzun dönemli nasıl öngörebileceğimiz konusunda bizleri ciddi düşündürmüştü.

Bu tecrübelerin ışığında, uzun dönemli (!) yenilenebilir enerji yatırımlarını değerlendirirken, listemin başında, “grid parity” detayına özellikle dikkat ederim, diğer bir anlatımla güneş / rüzgar enerjisinin satış fiyatlarının, pazar fiyatlarına eşit veya mümkünse daha düşük olması, uzun dönemli sürdürülebilir enerji yatırımları için çok önemli bir sinyaldir. Bunların dışında o ülkedeki enerji yatırımlarının “subsidy free” mertebesine ulaşmış olması, diğer bir deyişle devlet teşviklerinden bağımsız, pazar mekanizması ve fiyatlarıyla ticari olarak karlı, yatırım yapılabilir seviyede olması da ciddi bir göstergedir.

Stratejinizi çeşitlendirebilirsiniz, buna bağlı olarak daha birçok kriter eklenebilir ancak sadece bu iki gösterge dahi bu yatırım fırsatlarının uzun vadede sürdürülebilir olduğunun ciddi bir göstergesi olduğunu söyleyebilir. Peki ama devlet ile uzun dönem satın alma anlaşması olmadan, pazar mekanizması ile kurulan santraller var mı ki diye soracak olursanız, evet var, hatta bütün enerji sektörünün o yöne doğru evrildiğini söylemek de kesinlikle yanlış olmaz.

Avustralya’nın makroekonomik göstergelerine, detaylarıyla değinmekte gerek duymuyorum, özetle, 25 milyonluk nüfus, 57 bin ABD Doları kişi başı gelirle 11’inci en gelişmiş ekonomi, düzenli %1-1,5 yıllık nüfus artışının yanında, periyodik göç alan bir ülkenin elektrik (ve tabiki konut) talebi enerji yatırımcıların dikkatini çekmektedir.

Bunun dışında, Avustralya’nın yıllık kişi başı elektrik tüketimi (Avustralya: 9,3 MWh)1, Avrupa’dan daha yüksek olmasına rağmen (Avrupa: 5,5 MWh – Türkiye: 2,8 MWh), en iyi kıyaslanabilecek ülke olan ABD’den oldukça geridedir (ABD: 12 MWh). Bu gösterge bile başlı başına, nüfus artışının olmadığı senaryoda bile daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulduğunu teyid eden bir tablodur.

Enerji üretim detaylarına baktığımızda, kurulu güç 55 GW2 mertebesinde, üretimin %74’ü kömürden ve %8’i doğal gazdan gelmekte. Geri kalan 18%’i, yenilenebilir enerji başlığı altında toplayabiliriz ki, burada hidro %8,1 ile öne çıkmakla beraber rüzgar %7,8 ve güneş %1,7’ye de ulaşmış durumda.

Kömür her ne kadar Avustralya ekonomisi için vazgeçilmez olsa da, önemli bir ihracat kalemi olarak ekonomik değerini muhafaza edecektir. Ancak, kömür santrali yatırımlarının ciddi bir şekilde devam edeceği argümanın çok gerçekçi olmadığını rahatlıkla görebiliyoruz. Avustralya’daki ortalama kömür santrallerinin yaşının 333 olduğunu düşünürsek ekonomik ömrünü tamamlanmış santrallerin yenilenmesi ihtiyacında, finans kaynaklarının da kömüre sıcak bakmamasını göz önünde bulundurursak, bu boşluğu doldurabilecek en iddialı kaynak yenilenebilir enerji olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta, depolama bileşeni ile beraber, uzun dönemde %100 yenilenebilir enerji konseptine geçebilecek veya yaklaşabilecek, en yakın ve en güçlü aday Avustralya’dır gibi iddialı bir söylemde de bulunabilirim.

Elektrik fiyatları konusundaki tartışmalar, biraz daha detaylandırılabilir ancak çok basit bir anlatımla, Güney Avustralya eyaletindeki ev kullanıcıları, dünyanın en pahalı elektriğini ödemektedirler (47,13 ¢/kWh)4 ve Avustralya’nın diğer eyaletleri de Güney Avustralya eyaletinin peşi sıra listede yerini almaktadırlar. Toptan ve perakende fiyatları tabiki bu mertebede değil ancak şu gösterge dahi, devletin desteğine ihtiyaç duymadan, tüketicilerden gelen talep doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımları, özellikle de güneş enerjisi yatırımları, çok hızlı bir şekilde ivme yakalayacaktır.

Aşağıdaki grafikte görebileceğiniz gibi, birçok kurum, çevreci yaklaşımlar ve tabiki ekonomik sebepler nedeniyle, yenilenebilir enerji yatırımcıları ile uzun dönemli elektrik satın alma anlaşmaları yapmaktadırlar (Corporate PPA) ve bu trend artarak devam edecektir.

Bu seçeneğin dışında, şeffaf ve öngörülebilir bir elektrik piyasası mevcut ve Avustralya Enerji regülatörünün kısa dönemli projeksiyonuna göre serbest piyasadaki elektrik fiyatları5 60-85 AUD/MWh arası değişecektir.

Güçlü bir serbest piyasanın yanında Large Generation Certificate (LGC) diye tanımlanan toptan elektrik enerjisi şirketlerinin yıllık kotalarına göre satın alması zorunlu olduğu sertifikalar da birer ek finansal ürün olarak, yeşil enerji üretimini desteklemektedirler. LGC fiyatlarının tahmini biraz daha güç olsa da şu andaki borsa fiyatı olan 42 AUD/LGC (MWh)6 bile yenilenebilir enerji projelerine ciddi bir avantaj sağlamaktadır.

Bu temel faktörlerin yanında, daha birçok alt faktörleri değerlendirdiğimizde, Avustralya pazarının, özellikle serbest piyasayı hedef alan Türk güneş enerjisi yatırımcıları için ciddi bir potansiyel olduğunu düşünmenin yanında, yenilenebilir enerji sektörümüzün gelişmiş ülkelere açılmasını, stratejik bir hamle olarak değerlendirmemiz daha doğru olacaktır.

Özellikle, özsermaye ile gerçekleştirilen yatırımlardan sonra banka finansmanına kolayca ulaşım ve kurulmuş santralleri birer finansal ürün olarak görüp, portföylerine katmak isteyen yatırım şirketleri ve emeklilik fonlarının ülkede bulunması, diğer pazarlara kıyasla Avustralya pazarının likiditesini arttırmakta ve dolayısıyla cazibesini arttırmaktadır. Uzun dönemli santral yatırımların dışında, olası ortaklıklardan sinerji oluşturup, bölgede olası ortak yatırımları düşündüğümüzde Avustralya’nın, ıskalamamamız gereken bir pazar olduğunu düşünmekteyim.