Almanya’da enerji dönüşümü

Bir yıl önce bugün Tohoku depreminin tetiklediği bir dizi olay, Japon nükleer santrali Fukushima’da bir nükleer felakete yol açmıştır.

12 Mart 2012

Zaman

Eberhard Pohl*

Santralin birkaç blokunda çekirdek erimesi meydana gelmiş ve büyük miktarda radyasyon yayılmıştır. Hava, toprak ve su kontamine olmuştur, kirlenmiştir. İnsanlar ve doğa için çok yıkıcı sonuçlar doğmuştur. Bu olaylar nükleer enerjinin kullanımının riskleri ve sorunları konusunda tüm dünyada yeni bir tartışmaya neden olmuştur.

Günümüzde Almanların yüzde 70’i nükleer enerjinin terk edilmesi taraftarı, zira bununla bağlantılı riskler fazla büyük olarak kabul ediliyor. Alman hükümeti, toplumdaki bu geniş görüş birliğinden hareketle 2011 Haziran ayında, en geç 2022 yılına kadar nükleer enerjiyi tamamen terk etme kararını vermiştir. Fukushima sonrasında sekiz Alman nükleer santrali derhal kapatılmıştır. Nükleer enerjinin ortadan kalkması, artık artan enerji verimliliği tedbirleriyle ve özellikle yenilenebilir enerjilerle telafi edilecektir.

Nükleer enerjiyi hızla terk etme kararı ekolojik, etik, ama aynı zamanda ekonomik nedenlere de dayanmaktadır. Fukushima’da yaşanan trajedi hepimize şunu göstermiştir: Yüksek teknolojiye sahip ülkeler ve uluslararası karşılaştırmada en üst düzey güvenlik standartlarına uygun santraller dahi doğal afetlerden veya terör saldırılarından korunamamaktadır. Bu nedenle Almanların büyük bir çoğunluğu nükleer enerjinin risklerine artık katlanmaya razı değildir.

Ayrıca birlikte yaşadığımız insanlara ve bizden sonraki kuşaklara karşı ahlaki sorumluluğumuz da bulunmaktadır. Bu bağlamda nükleer atıkların bertaraf edilmesi halen çözümsüz bir sorun olarak karşımıza çıkıyor, çünkü bu atıklar binlerce yıl boyunca radyasyon yaymaya devam edecek ve bizden sonra birçok kuşağı etkileyecektir.

Nükleer enerjinin terk edilmesi ve adım adım yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesi, yani enerji dönüşümü, farklı yükümlülükler getirmektedir.

Elektriğin, nükleer enerjiden gelen yüzde 23’lük kısmının ortadan kalkmasına rağmen Almanya’nın enerji güvenliğinin teminat altına alınması ve bunun Almanya’nın yatırım yeri olarak sahip olduğu rekabet gücünü azaltmayacak fiyatlarla sağlanması gerekmektedir. Ancak Alman hükümeti enerji üretimin farklı türlerine geçişin ekonomik ve teknolojik açıdan mümkün olduğu sonucuna varmıştır. Bu hedefe ulaşmak için öncelikle enerji verimliliğinin artırılması ve enerji temininin çeşitlendirilmesi gereklidir.

Amaç, nükleer enerji oranının büyük bir kısmının yerini, yenilenebilir enerjilerin almasıdır: Bu alanda rüzgâr, su ve güneş enerjisiyle jeotermi en önemli kaynaklardır. Bu dönüşüm sadece nükleer enerjinin kullanılmasından uzaklaşma açısından önem taşımamaktadır. Yenilenebilir enerjiler aynı zamanda çevrenin korunmasına da önemli bir katkı sağlayabilir, zira düşük CO2 (karbondioksit) emisyonu sayesinde iklim dostudur ve sürdürülebilir ekonomik kullanımı mümkün kılmaktadır. “Yeşil” enerji sektöründeki hızlı canlanma ayrıca binlerce istihdam yaratmaktadır. Araştırmalar ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi de hız kazanmaktadır.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş, Almanya’nın yatırım yeri ve ihracat ülkesi olarak sahip olduğu rekabet yeteneğine yeni teknolojik ve ekonomik perspektifler katacaktır ve böylece uzun vadede ekonomik yararlar sağlayacaktır.

Yenilenebilir enerjilere yatırım yapılması ayrıca ithalattan bağımsız olunmasını da beraberinde getirmektedir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarının artacağı beklentisi karşısında, enerji ihtiyacının daha büyük bir kısmının milli üretimden karşılanması, yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılması için önemli bir argümandır.

Bütün bu unsurlar Türkiye gibi diğer ülkeler için de ilginç olabilir. Zira burada yenilenebilir enerjilerin üretimi için mükemmel koşullar mevcuttur: Rüzgâr ve su enerjisi için büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Coğrafî konumu ve güneş ışınlarının yoğunluğu nedeniyle Türkiye, güneş enerjisinden üretilen elektrik için çok elverişli koşullara sahiptir.

Almanya, nükleer enerjinin kullanımından vazgeçmeye karar vererek uluslararası düzeyde bir öncü rolü üstlenmiştir. Almanya’da enerji dönüşümü sayesinde, gelecekte enerjiyi, iklime daha az zarar verecek ve daha güvenli olacak şekilde kullanmak ve üretmek amacıyla nükleer enerjiye alternatif çözümler ortaya konulabilecektir.

* Almanya’nın Türkiye büyükelçisi olan Eberhard Pohl, bu yazıyı, Japonya’daki Fukushima Nükleer Santrali’nde meydana gelen kazanın birinci yılında Zaman için kaleme aldı.