Green Solar Network Konferansı 1 | Yenilenebilir Enerjide Finansman Oturumu

 

Sponsor İçerik

“Yenilenebilir Enerjide Finansman Oturumu” 17 Aralık tarihinde Moderatör Konuşmacı TWRE Kurucu Başkanı Sedef Budak’ın “Yenilenebilir Enerjide Finansman Oturumuna Giriş”, TWRE Danışma Kurulu Üyesi Seyran Hatipoğlu’nun, “Yenilenebilir Enerjide Sürdürülebilirlik”, TWRE Danışma Kurulu Üyesi ve Profinstance Danışmanlık Genel Müdürü Özlem Kıldır’ın “Yenilenebilir Enerji Finansmanında Güncel Konular (YETA YAPILARI-KARBON DÖNÜŞÜMÜ) başlıklı sunumları ile gerçekleştirilmiştir.

Yenilenebilir Enerjide Finansman Oturumuna Giriş

Sedef Budak, rüzgâr ve güneş enerjisi sektöründe 15 yıldır çalıştığını ve çeşitli firmalara teknik destek danışmanlığını yaptığını söyleyerek sunuma giriş yaptı. Öncelikle Paris İklim Anlaşması’nın 6 Ekim’de TBMM’den geçtiğini ve Ocak ayı itibariyle Avrupa’dan yeşil mutabakat ile ilgili uygulamalar hakkında bizleri bilgilendirmesini beklediğini belirterek sunumuna başladı.

Bütün sektörlerin ve bütün yöneticilerin yeşil ve karbonu düşük ürün üretmesi gerektiği bir döneme girdiğini, bununla beraber temiz enerji kullanımı, güneş enerji teknolojileri, hidrojen-rüzgâr ve biyo-kütle gibi atıklardan enerji elde edilebilmesi gibi konuların öncelikli ve zorunlu hale getirileceği ve bunların finansla sağlanabileceğini ifade etti.

Konuşmasını diğer katılımcıları kısa bir şekilde tanıtarak Seyran Hatipoğlu’na devretti.

Yenilenebilir Enerjide Sürdürülebilirlik

Seyran Hatipoğlu, konuşmalarına sürdürülebilirlik kavramının ne anlama geldiğini ve finansmanın sürdürülebilirliğe ne ölçüde katkısının olabileceğini ifade ederek başladı.

1940’lı yıllardan başlayarak sanayinin her coğrafyada yaygınlaşmasıyla 1.2 derecelik bir ısınmanın meydana geldiğini ve sera gazının salınımının bununla paralel olarak son 70 yılda büyük bir artış gösterdiğini belirtti.

Eğer önlem alınamazsa 2050 yılında 4 derecelik ısı artışı ve 65 milyar ton sera gazı üretimi olacağının altını çizdi. Hava kirliliği ve iklim değişikliklerinden dolayı yılda 4 milyon insan hayatını kaybederken, 30 milyon insan ise ikametini değiştirmek zorunda kaldı. İklim değişikliğinden dolayı 4.2 trilyon dolar ekonomik kaybın en yoğun yaşandığı 2019 yılı olduğuna dikkat çekti. Dengelerin sağlanabilmesi için her yıl emisyon oranının yüzde 7.6 oranında azaltılması gerekmekte olduğunu ifade etti.

Sürdürülebilir faaliyetlerin özellikle yeni yatırım enstrümanlarına gebe olduğunu, yeşil kredi, yeşil tahvil gibi yeni ürün ve kredi araçlarını, ayrıca turizm ve belediyecilikte çevreci yaklaşımlar, akıllı şehir düşük karbonlu ulaşım vb. çözümlerin finans kuruluşlarına katkısının yadsınamayacağının altını çizdi.

Pandeminin getirdiği iyi sonuçlardan özellikle bu dönemde bankaların temiz enerjiye 12 milyar dolar, fosil yakıtlara ise 3 milyar dolar finansman sağlayarak, 2019-2020 yıllarında fosil yakıtlara sağladığı finansman oranının daha önceki yıllara göre yüzde 40 azaldığına dikkat çekti.

“Öncelik her zaman maliyetsiz kaynak; hibeler ve teşviklerdir.”

Finansör bakışı ile finansmanın 5 ana unsurunun, kapasite, sermaye, teminat, sektör ve ekonomik koşullar ve yatırımcı ve ortakların karakteri olduğunu ifade etti.

TurSEFF firmasının Ekim 2021 itibariyle 713 milyon € sürdürülebilir enerji kaynak verimliliği finansmanına, 2212 adet projesinin olduğuna, 612 MW toplam kurulu yenilenebilir enerji gücüne sahip olduğuna, 1 milyon haneye bir yılda tükettiği elektrik miktarına eşit enerji tasarrufunun sağlandığına ve son olarak 1.1 milyon otomobilin yıllık CO2 emisyonuna eşit emisyon azalımının sağlandığını ifade ederek sunumunu tamamladı.

Yenilenebilir Enerji Finansmanında Güncel Konular (YETA Yapıları-Karbon Dönüşümü)

Özlem Kıldır, sektörlere göre küresel enerji arzı yatırımı hakkında bazı istatistikler vererek sunumuna başladı. Kömür esaslı yakıtların 2019 itibariyle gittikçe azaldığını ve yenilenebilir enerjilerin ve elektrik batarya depolamanın 2021 yılına gelindiğinde neredeyse 300 milyar dolara yaklaştığını ifade etti.

Güneş enerjisinin yeni yapılan global elektrik üretim kurulumlarının yüzde 35’ini oluşturmakta olduğunu, günümüzde toplam elektriğin yüzde 2’sini karşılayan güneş enerjisi panellerinin, 2050 yılına kadar toplam elektrik ihtiyacının yüzde 25’ini karşılamasını tahmin ettiğini belirtti. Güneş enerjisinin depolanması ile güneş enerjisinin süreklilik sorunlarını ortadan kaldıracağını sektörün maliyet açısından rekabetçi olduğunu ve şu anda yüksek olan pil maliyetlerinin 2030 yılına kadar yüzde 52’lik bir düşüş beklediğini ifade etti.

Özlem Kıldır, bu sene bankaların yenilenebilir enerji sektörüne sağladığı finansman miktarının geçtiğimiz senelere göre 2 milyar artış göstererek 2.5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini ve bu tutarın yüzde 55’ini güneş enerjisine sağlanan finansmanların oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin de bu vizyonda 2001-2021 yılları arasındaki yenilenebilir enerji yatırımlarının banka bazlı finansman tutarının 45 milyar doları aştığının altını çizdi.

Covid-19 etkilerinin yenilenebilir enerji finansmanlarına etkisini düşürdüğünü fakat farkındalığı arttırarak kurumların her anlamda bazı önlem tedbirlerini almaya zorladığını vurguladı.

Enerji projeleri finansmanında PPA yani enerji alımı anlaşmasında, kendi gelirini elde edebilir olduğunu söyledi. Türkiye’nin uluslararası rekabetinde ekonomik anlamda gelir elde edilebileceği bu anlaşmalar olmazsa projenin öngörülen gelirleri belirsiz olacağı ve projenin finanse edilebilir olması için satın alınan elektrik miktarı ve elektrik birim fiyatı konusunda belirsizliğin ortadan kaldırılmasının gerekli olacağını ifade etti. Daha ucuz elektrik satışı yapabilen veya devlet teşvikine hak kazanan yerel veya uluslararası santraller ile rekabet şansının yaratılacağını ve PPA’nın bu tür bir rekabetten korunmak için bir fırsat oluşturacağından bahsetti.

Dünya Bankası tarafından senelik yayınlanan Karbon fiyatlandırması Durum ve Eğilim Raporu’nun 2021 sayısında küresel ölçekte karbon salınımlarını azaltabilmek için 64 adet karbon fiyatlandırma mekanizmasının olduğu belirtilmiş olduğunu ve bu mekanizmalara katılımın zorunlu olduğu (ETS, karbon vergisi vb.) ve zorunlu olmadığı (gönüllü karbon piyasası gibi) pratiklerden oluştuğunu açıkladı.

“Karbon fiyatları enerji dönüşüm finansmanının önemli bir parçası haline geldi.”

Karbon azalımı hesabında, şebekeye üretim sağlayan santraller, kullanılan yakıtlar, coğrafi konumlar, şebekeye katılan santrallerin kaynak tipleri (kapasiteleri, üretimleri, verimlilikleri), ilgili santrallerin kaynağı ve kullandığı teknoloji faktörlerinin oldukça etkili olduğunun altını çizdi. Geçmiş fiyatların gördüğü gönüllü piyasaların en yüksek seviyesi 14-15 €/ton, zorunlu piyasaların ise 15-30 $/ton olduğunu belirtti ve sunumunu tamamladı.

 

 


Bu proje/yayın Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği’nin sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.