Lisanssız Elektrik Üretim ve Elektrik Satışı İkilemi

Mürşat Özkaya

Enerji sektörünün garip bir çekiciliği var ama bu dayanılmaz çekiciliğin muhtelif sebeplerine bir sonraki yazıda gireceğim. Şimdilik sadece, şirketlerin temiz enerjiye yatırım yaparak emisyon hesaplarını azaltmanın (temiz elektrik satarak veya kullanarak) ve bunu da karlı bir şekilde gerçekleştirmenin hesaplarını nasıl yaptıkları konusuna bakalım.

Çevreye saygı, doğayı ve insanlığı koruma! Şirketler ne kadar büyürse, çevreye, dünyaya ve topluma olan sorumlulukları halk nezdinde o kadar çok artıyor. Temiz enerjiye yatırım hem bu sebepten hem de AB ve ABD başta olmak üzere uluslararası piyasalarda da şirketin saygınlığının artması, ürünlerinin dış pazarlarda daha fazla alıcı bulması açısından önemli. Bu sebeple, her ne kadar ülke olarak zorunluluk içerisinde değilsek te, emisyon değerlerini azaltmak büyük firmalarımız için oldukça önemli.

Temiz enerjiye yatırımlar yaparak kendi elektriklerini bu sebeple üretmek isteyen firmalar sektöre aslında ciddi bir pazar sunuyor. Örneğin, 2020, 2030 veya daha farklı bir zaman periyodunu kendilerine hedef alarak karbon emisyonlarını yarı yarıya azaltmak veya tamamen kaldırmak isteyen kuruluşlar var. Şimdilik bu tarz firmalar yurtdışında oldukça fazla olsa da, ülkemizde de bu tip hedefler koyacak firmalar ortaya çıkacaktır, hatta çıkmaya başlamıştır da. Şebekeden alacağı elektrik yerine, çatısında, kendi veya başkasının arazisinde kuracağı sistemlerle temiz enerjiden elektrik üretmek isteyecek firmalar, esasen zaten devletin bu tarz bir pazarı oluşturmak için lisanssız elektrik üretimi olarak ortaya koyduğu yönetmeliğin temel hedefi. Bu şekilde irili ufaklı başvurular da yapılmaya başlandı zaten. Her ne kadar, gelinen noktada, bu tarz başvuruların yanında direk olarak FIT (teşvik) fiyatına oynayacak şekilde yatırım yapmak isteyen firmalar da (küçük tüketim-büyük üretim) yok değil.

Bütün bu projeler aslında finansman ve mevzuatsal bir takım problemlere rağmen ilerliyor. Finansman problemi ülkemizde bilindiği gibi hemen her yatırım projesinde karşımıza çıkan bir durum. Arkası sağlam olmayanın, sadece proje getirilerine göre (proje finansmanı) kendine kredi sağlayabileceği bir ortam hala pek geçerli değil, özellikle lisanssız pazarda daha da büyük bir sorun bu.

Mevzuat açısından da, yönetmelikte bulunan birtakım konular hala tam olarak açığa kavuşmuş gibi durmuyor. Lisanslı da olduğu gibi lisanssız sektöründe de problem olan (her ne kadar karar yanlış olmasa da) tarım arazileri ve orman arazileri sorununun yanında, tüketim birleştirme ve bireysel başvurulardaki maliyeyi ilgilendiren birtakım net olmayan durumlar da ileride karışıklığa yol açabilir.

Benim için esas problem ise, ekipman üreticisi, satıcısı, mühendislik ve taahhüt firmaları için iyi bir pazar yaratan bu sektörde elektrik satıcısı olmak isteyen yatırımcılara yer olmaması. Dolayısıyla, temiz enerjiye yatırım yapmak isteyen firmalar kendi temiz elektrikleri için yatırımlarını kendileri yapmak durumundalar. Halbuki, gelecek yatırımcının müşterinin yerinde elektriği üretecek sistemi kurması, orada tüketime sunması, yani kısacası elektriğin yatırımcı tarafından tüketiciye satılmasına izin verilmesi, hem yatırımcı hem de tüketici tarafından oldukça iyi karşılanacaktır. Tüketici, kendi yapacağı yatırımı bir nevi taşerona havale etmiş, ondan hizmet satın alma durumuna gelerek, elektriği şebekeden aldığından daha ucuza hem de temiz ve uzun vadeli olarak elde etme durumuna gelebilecektir. Enerji yatırımcısı da, ürettiği elektriği pazardaki düşük fiyat ve düşük FIT üzerinden değerlendirmemiş, direk olarak son kullanıcı fiyatına oynamış olacaktır. Her ne kadar bu yöntemi uygulamak için birtakım seçenekler olsa da, bu seçeneklerin hepsi sağ elle sola kulağı tutmaya benziyor, bu da kafaları karıştırıyor, hatta birtakım yatırımcıları ve tüketicileri korkutmaya da yetiyor.

Elektrik satışı için toptan veya perakende satış lisansı gerekliliği, şu anda bu tarz yatırımlar için birtakım zorluklar getirmektedir. Bu zorlukları aşmak için bence yapılması gereken, elektrik satışına izin vermektir. Piyasa veya devlet açısından karışıklık yaratacak bir durumun oluşacağı hissine ben şahsen sahip değilim, çünkü projeler zaten 500 kW ile sınırlı.

Sonuç olarak, enerjinin yerinde üretimi, yani verimli tüketimi sağlamak ve iletim/dağıtımdaki kayıpları önlemek isteyen devletimizin her zaman üzerinde durduğu bir konu olarak, bu bahsettiğim duruma da bir esneklik getirilmesi, en azından yasal bir zemine oturtulması, yatırımların çoğalacağının kesin garantisidir.

Yazar Hakkında
X