Fason » Teknoloji » Kimlik

Hakan Yıldırım
Rüzgar Enerjisi, Grup Müdürü, Satış ve Teklif

Bu yazıda biraz kolaya kaçarak 2007 yılı Kasım ayında Boğaziçi Üniversitesinde Sayın Özer Ertuna’ya teslim ettiğim bir ödevi sizler ile paylaşmak istiyorum. Bu ödevde amaç bir ekonomist havası estirerek el değmemiş sorunların çözümlerini formulize etmek değildi elbette. Ödev çok ciddi kavramsal hatalar da içeriyordur muhtemelen. Ödevin Özer Hoca’dan artı almasının tek sebebi de büyük ihtimalle yoğun bir iş temposu içerisinde sarf edilen çaba ve harcanan emeğe duyulan saygıdır. 

Ancak yine de bir mühendisin ekonomi ile ilgili olan bir kavrama bakış açısını göstermesi açısından burada paylaşmakta bir sakınca görmüyorum. Özellikle rüzgâr ve güneş enerjisinde yerli teknoloji geliştirmenin altının çizildiği bugünlerde, teknoloji geliştirirken yapılacak tasarımlarda dikkat edilmesi gereken birkaç konunun altını çizmesi bakımından kayda değer olduğunu düşünüyorum.

"FASON  »  TEKNOLOJİ  »  KİMLİK"

“Yeni kurulmakta olan düzen içerisinde sadece fason üretim yapan, fason üretimi kendi geliştirdiği teknoloji ve ekipmanlar ile verimli yapan ülkeler bulunmakta. Bunların yanı sıra ürettiklerini kendi tasarımı, marka ve kimliği ile üreten ülkeler de bulunmakta. Aşağıda fiziki üretim yapan bir ülkenin, teknoloji de üretmek sureti ile kendi dizayn ettiği üretim sistemlerinin, fiziki üretim verimliliğine katkısını ve bu verimliliğin yanı sıra fiziki üretime ilave olarak yapılması gereken üretimlerin neler olduğunu tartışma fırsatı bulduk.

Fiziki üretim, kapital, emek ve bilgi kullanılarak yapılmaktadır. Günümüzde fiziki üretimi ciddi şekilde yapan işçi havuzları mevcuttur. Bu havuzlarda firmalar gelişmiş ülkelerin dizayn ettiği malları, kendi sermayeleri ile kendi işçiliklerini katarak yapmaktadır. Harcadıkları emek ve oluşturdukları katma değer genellikle fiziki güce ve beceriye dayalı işçilik ve bunun karşılığında aldıkları cüzi bir ücrettir.

Fiziki üretim yapan, teknoloji üretmeyen, üretim tasarımını ve üretim için kullandığı ekipman ve makineleri gelişmiş ülkelerden temin eden ülkeler, sadece düşük bir fason işçilik kazancı ile yetinmek zorunda kalmazlar aynı zamanda harcadıkları bütçeye karşılık üretim tasarımının kendi ülke koşullarına göre yapılmamış olmasından dolayı verimsiz bir şekilde üretim yaparlar. Bunu aşağıdaki grafik ile açıklamaya çalışalım:

Üretim tasarımı yapılmadan önce tüm eş üretim eğrileri geçerlidir. Firma, bütçesine göre ve kapital / emek birleşimine(üretim dizaynı) göre bu üretim eğrilerinden birine oturur. Eğer üretimde kullandığı makineleri kendi ülke gerçeklerini görmezden gelerek gelişmiş ülkelerden alırsa, o ülkelerin kendi gelişmiş ekonomik durumlarına göre ayarladıkları en iyi budget line’a göre dizayn edilmiş makineleri almış olur. Dolayısı ile gelişmiş ülkelerde kapital satın almak göreceli olarak ucuz, işgücü ise pahalı olduğundan işgücünün sınırlı tutulduğu, buna karşılık full otomasyonun yeraldığı çok pahalı ekipmanlar satın almış olur. Bu birleşimi satın aldıktan sonra artık çalışacağı üretim eğrisi belirlidir(Ü1). Bu üretim eğrisini ancak toplam bütçesini değiştirerek paralel olarak kaydırabilir. Bu firmanın fiziki üretim sırasında, üretim dizaynını yapmadan önce kendi ülke gerçekleri ile yüzleşmesi ve ucuz iş gücünün avantajlarından yararlanacağı ve pahalı kapitalden mümkün olduğu kadar uzak duracağı bir bileşim seçmesi gerekirdi. Aynı bütçe ile kendi ülkesinin gerçeklerine (faiz, ücretler) göre dizayn edilmiş bir üretim tesisinde bu firma Ü2 üretim eğrisinde üretimini gerçekleştirebilirdi.

Dolayısı ile bu firmanın yapacağı yatırımda kullanacağı ekipmanların kendi ülkesinin koşullarına yönelik dizayn edilmesi gerekir. Aynı ülke içerisinde teknoloji üreten ve bu şekilde ülke şartlarına uygun makineler imal edebilen firmaların bulunması, o ülke içerisinde fiziki üretim yapan firmaların aynı bütçe ile daha fazla üretmesine ve fason üretimde dış dünyada daha rekabetçi olmasına yol açacaktır.

Ancak ülke içerisinde teknoloji yaratılması ve bu şekilde fiziki üretim verimliliğinin arttırılması ülkenin geniş gelişme ve büyüme perspektifinde sadece bir kilometre taşı olarak görülmelidir. Gelişmekte olan bir ülkenin kendisine koyması gereken hedeflerden ilki çok üretmek ve verimli üretmek olmalıdır. Ancak günümüz dünyasında inanılmaz ebatlarda üretim yapabilen ve bu üretimi gün geçtikçe daha kaliteli ve daha verimli hale getiren işçi havuzları oluşmuştur. Gelişmiş ülkeler tamamı koruma altına alınmış marka ve dizaynlarını bu ülkelerde ürettirmekte, işçilik fiyatı artan ülkeden hemen çıkarak daha ucuz işçi havuzlarına yönelmektedir. Dolayısı ile gelişme yolundaki ikinci kilometre taşının tasarım, marka ve kimlik üretilmesi olması gerekmektedir. Kimlik üretimi toplam üretimden edinilen katma değeri arttıracak, üretim yapan firmaların fasondan çıkarak daha fazla kazanmaları yolunu açacaktır. Tüm bu avantajları sağlayacak olan kimlik üretiminin üretim faktörleri ise insan ve insan beynidir. Kimlik üretiminin fiziki üretimden farklılığı üretim faktörlerinin kullanıldıkça daha da artması ve arttıkça daha çok üretim yapılmasını desteklemesidir.

Sonuç olarak Türkiye’deki firmaların özellikle ekipmana, makineye bağlı üretim yapan firmaların ülkemizin parametrelerine uygun üretim dizaynına sahip tesisler kurmaları, bu tesislerde üretim verimliliğini arttıracaktır. Anadolu’nun bir köyünde halı tezgâhında çalışmaya can atan yetenekli Türk kadınının varlığını bir kenara bırakarak aynı yerde milyonlarca dolar’lık yatırımla sadece birkaç operatörün çalışabildiği tam otomatik halı dokuma fabrikası kuran girişimci, aynı ve beklide daha fazla üretim miktarına daha az sermaye ve daha fazla iş gücü ile ulaşıp ulaşamıyacağını irdeleyerek yatırım yapmalıdır.

Bu çıkardığımız sonuç elbette üretimde teknoloji kullanılmasın demek değildir. Üretimde ülke şartlarına göre dizayn edilmiş teknoloji kullanılmasının bizi en verimli üretim eğrisine oturtacağı anlamına gelmektedir. Üretimi bu şekilde verimli kılan firmaların aynı zamanda Ar-ge’ye önem vermeleri, kendi ürettikleri malların tasarımlarını yapmaları, marka oluşturmaları ve ürettikleri mallara kimlik katmaları ise üretim’den aldıkları payları arttıracaktır. Dolayısı ile bir ülke için teknoloji üretmek, ekipman, makine dizayn etmek, yeni ürünler, markalar, tasarımlar oluşturmak ülke ekonomisinin gelişmesi, milli gelirin artması ve ülkedeki firmaların uluslar arası piyasadan, global ekonomiden daha fazla pay alabilmeleri adına çok önemlidir.” 

Yazar Hakkında
X

1976'da Adana'da doğan Hakan Yıldırım, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden 1999 yılında mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi işletme yüksek lisans programını birincilik ile tamamladı.

İş hayatına Üniversite'nin 3.sınıfında Aselsan'da güç elektroniği bölümünde proje mühendisi olarak başlayan Yıldırım, 2000-2005 yılları arasında Gama Holding bünyesinde enerji santral projelerinde saha mühendisliği ve devreye alma müdürlüğü pozisyonlarında çalıştı. 2005 yılında Siemens hayatına Enerji Üretim bölümünde Proje Müdürlüğü ile başladı, ardından Endüstriyel Çözümler bölümünde Senior Proje Müdürlüğü ve Siemens Enerji Verimliliği Koordinatörlüğü görevlerinde bulundu.

Yıldırım, 2010 Şubat ayından itibaren Enerji Verimliliği Koordinatörlüğü görevine ilave olarak Rüzgar Enerjisi Bölümünde Satış Müdürlüğü görevini yürütmektedir.

Evli olan Yıldırım'ın iki kızı bulunuyor.