İstanbul Bu Nüfus Yükünü Kaldırır Mı?

Ethem Yenigün
METSİMS Sürdürülebilirlik Koordinatörü

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) 2013 sonuçları açıklandı. Buna göre Türkiye’nin toplam nüfusu, 31 Aralık 2013 itibariyle bir önceki yıla göre binde yaklaşık 14 artışla 76.667.864 kişi oldu. 2012 yılında nüfus artış hızı, bir önceki seneye göre binde 13,5’den binde 12’ye düşmüştü. Bu veriler gösteriyor ki nüfus artış hızında bir yükselme var.

2012 yılında il ve ilçelerde ikamet edenlerin oranı yaklaşık yüzde 77 iken, 2013 yılında bu oran yaklaşık yüzde 91 oldu. Bu artışın nedeni, 14 yeni büyükşehir belediyesinin kurulması ile köy ve beldelerin bu büyükşehirlere bağlanması oldu. Bu nedenle Van, Urfa, Tekirdağ, Trabzon, Ordu, Mardin, Erzurum, Diyarbakır, Antalya gibi otuz ilde köy veya beldelerde yaşayan herhangi bir kişi bulunmamakta, tüm nüfus il ve ilçe merkezlerinde ikamet etmektedir. Bu veri tartışılmalıdır. Çünkü sosyal ve ekonomik olarak “köy” yaşantısının görüldüğü yerleşim yerlerinin, idari bir kararla “kentlileştirilmesi”, buraları sosyolojik olarak kentsel alan yapmıyor.

ADNKS’ye göre, İstanbul, 14.160.467 kişi ile Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 19’unu barındırıyor. 2007 yılında Başbakan’ın İstanbul nüfusunu bilmedikleri yönündeki beyanı, kamuoyunda bu yöndeki yaygın kanaat bu sayının çok daha fazla olduğu yönündedir. Benim de şahsı kanaatime göre İstanbul’un nüfusu tam olarak bilinmemektedir. Örneğin son dönemde İstanbul’a göç eden Suriyeliler’in sayısının ne kadar olduğu konusunda herhangi bir bilgiye ulaşamadım.

İstanbul ve kendinden sonra gelen diğer en büyük dört ilin nüfusları ve Türkiye nüfusuna oranları aşağıdaki tabloda verilmektedir.

Tablo 1: En Büyük Beş İl Nüfusunun Türkiye Nüfusu İçindeki Yeri  (2013; ADNKS Sonuçları)


Kaynak: TÜİK

En büyük bu beş kent, Türkiye nüfusunun üçte birinden daha fazlasını barındırıyor (yaklaşık yüzde 37). İstanbul, 2012 yılında Türkiye nüfusunun yüzde 18,3’ünü barındırırken, diğer dört illin oranında herhangi bir değişiklik olmamış. Tablodaki diğer önemli bir bulgu da İstanbul nüfusunun kendinden sonra gelen en büyük dört şehrin nüfusuna eşit olmasıdır.

Bu veriler, Türkiye’de yaşayan her beş kişiden yaklaşık olarak birinin İstanbul’da yaşadığını gösteriyor. Üstelik bu oran gittikçe İstanbul’un aleyhinde değişiyor. Türkiye’deki nüfus artış hızı yüzde 1,4 iken, İstanbul’da bu oran yüzde 2,2’dir. Türkiye ortalaması ve İstanbul’un yıllık nüfus artış hızları aşağıdaki tabloda verilmektedir.

Tablo 2: Türkiye ve İstanbul'da Yıllık Nüfus Artış Hızı (%)

Kaynak: TÜİK

Bütün bu veriler gösteriyor ki İstanbul’un nüfusu gittikçe, çılgın bir hızla artıyor. Bir çekim merkezi olarak bu kentin sürekli ön planda olması kenti yaşanmaz kılıyor.

1970-2000 dönemi nüfus artışı, sadece ulaşım ve su ihtiyacının karşılanması sorunlarını gündeme getirdi. Oysa suç oranı, İstanbul’da yaşamanın yaşayanların psikolojisi üzerindeki etkisi, Anadolu’ya yapılması durumunda çok daha fazla katma değer yaratacak kamu kaynaklarının İstanbul’da toplanması gibi birçok sorunu halen gerektiği gibi tartışılmıyor. Bu sorunlar, ne yazık içinden çıkılmaz hale geldiğinde gündeme gelecek.

“Doğal” diyebileceğimiz nedenlerle yaşanan bu nüfus artışının İstanbul’un yaşanılabilir bir kent olmasına olumsuz etkisi olduğu ortada. Bu “doğal” nedenler dışında son yıllarda gündeme gelen büyük, çılgın kamu projeleri bu nüfusu katlayacak.  Bu kamu projelerinin hayata geçirilmesi durumunda projelerin uygulandığı alanlar nasıl etkilenecek? Bu çılgınlıklar sonucunda artan nüfusu kaldıracak şehir nasıl bir İstanbul olacak? Ortaya çıkacak bu yeni İstanbul’u gerçekten istiyor muyuz? Kamunun bir binasında, birilerinin ofislerinde oturup bu konularda çalışmalar yapmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. 

İstanbul’un çok ciddi bir nüfus sorunu ile karşı karşıya olduğu ve İstanbul’a kamu kesimi tarafından gösterilen bu önemin uzun vadede İstanbul’u yaşanmaz kılacağı ortada. Verilere, istatistiklere bakmadan da nüfus artışının sebep olduğu sorunları İstanbul’da ikamet eden herkes, bıkkınlık içinde yaşıyor. Bu sorun sadece yerel yönetim politikasıyla çözülecek boyutta değil. Ancak seçimlerin arifesinde olduğumuz bu günlerde, belediye başkan adaylarının bu soruna çözüm bulacak önerileri olmalı.  Bu konuda çalışmalar yapmalı. İstanbul’un en büyük sorunları arasında bu nüfus sorunu da yerini almalı. Bu sorunun çözülmesi İstanbul’la birlikte Türkiye’nin de yaşam kalitesini arttıracak.

Yazar Hakkında
X

1983 yılında Midyat'ta doğdu. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi lisans, 2007 yılında da Marmara Üniversitesi Maliye bölümü yüksek lisans derecelerini aldı. Yaklaşık 5 sene TESEV'de göç, stratejik planlama, kalkınma, sosyal harcamalar, sosyal politikalar, kamu harcama analizi, kamu bütçesi konularından UNDP, Dünya Bankası ve AB projelerinde uzman olarak, birçok ilde çalıştı. Bu konularda konferanslarda konuşmacı olarak yer aldı. Amerika merkezli Social Assessment firmasına raporlar hazırladı. Dünya'da 85 ülkede, Uluslararası Bütçe Ortaklığı tarafından uygulanan Açık Bütçe İnsiyatifi projesinin Türkiye ülke uzmanlarından biri oldu. Halen iç denetçi olarak çalışan Ethem, Metsims firmasının sürdürülebilirlik koordinatörüdür. Sosyal harcamalar, kamu harcama analizi, yemek antropolojisi konularında kitaplara ortak yazarlık yaptı. Çeşitli ulusal dergilerde edebiyat konusunda makaleleri yayınlandı.